Bir Tarih Varmış Bilir misin?
May 02
Bir Tarih Varmis Bilir misin?
Hani derler ya ”Tarihini bilmeyen bir milletin coğrafyasını başkaları çizer.” Gerçekten bu durum böyle midir? Coğrafyamızı sadece tarih mi çizmiştir? Çizilen coğrafyanın içinde tarih mi yapıldı? Zikretmek istediğim,oluşan coğrafyaya nispeten tarih mi okutuldu? Hakikatleri bir mıknatıs gibi içinde barındırdığı halde halis olmayanları da yanına çekmek zorunda mı kalmıştı? Evet,zorunda kaldı. Çünkü; birçok rivayet vardı. Hangisiydi doğru olan? Sempatik olan, mantığa uyan,hainliği pekiştiren yoksa milli menfaatlere uygun olan mı? Sizce? Birçok formatta anlatılan tarihin çoğu aynı versiyondu. Bu şekilde öğretiliyor. Böyle yaşıyorduk. Orta öğretimi bir kenara bırakalım. Yüksekokullarda da durum bundan farklı mı? Farklı ise neden? Farksızsa ne kadar? Klasikleşmiş görüşler ve klasik söylemlerle yoğrulmuş bir sürü şey… Farz-ı muhal: Fatih’in babasına” Padişahsan ordunun başına gel…” diye sürüp giden mektubu gibi.( Bu mektubun aslı olup olmadığını gerçek tarihçilerden—gerçek tarihçi kim, bunu belirlemek gerçekten zor?—dinlemek lazım) Bu emsalleri çoğaltmak mümkündür. Bazı şeyleri sadece hıfzetmek için okuyor,dinliyor,yazıyoruz. Öyle anlar oluyor ki düşünmeyi düşünmüyoruz. Madem klasik görüşlerden yola çıktık, bir klasik görüşü daha ele alalım. Bir İstanbul fethi yani Fatih’in fethi. Anıldığında göğsümüzü kabartan hadise. Bizim için fetih anlamına gelen şanlı ahval. Bu durum bizde bu şekilde zuhur eder. Peki bir Bizans kaynağında bu bir fetih mi? Onlar bu durumu işgal diye tabir ederler. Bizans’a bunun bir fetih olduğunu anlatamazsınız. Arap kaynağında da bir başka… Kendi tarihimizi kıraat ettik, yargıladık, yargılara vardık. Oysa ötekinin tarihini okumak belki aklımıza geldi, belki de getirmek istemedik. Ötekinin tarihini de bilmek gerekmez mi ki?
Devamini Oku






