Hasbihal
Bir yaş damladı elime,eğildim,baktım. Elimin üstünde damlacık halinde duruyordu. Elimin tersi ile silip düşünmeye devam edecektim. Neden sonra kendimden nefret ettim? Elimdeki katreye doğru eğildim,zavallı titriyordu. Neden titriyorsun,dedim seslice? Bana kendisi gibi titreyen sesle karşılık verdi. “Boş versene sen” Neden dedim,sükut eylemeyi tercih etti. Merak etmiştim doğrusu. Zihnimde birçok ihtimal zuhur etmişti ama; birden o ihtimallerden birisi aklıma takılmıştı ve kanaatimi ona yönlendirmiştim. Birden fikrim dudaklarımdan dökülüverdi. Biliyorum sen müptela olmuşsun dedim.(Sanki o an gülüyor gibi geldi bana.)Sanmıyorum diye seslendi ve ekledi.”Sahiden, peki sen aşık mısın,dedi?” Hiç beklemiyordum bu soruyu ondan. Neden sordun?”Boş versene sen anlat” dedi. Etrafıma bakındım kimsecikler yoktu. Emin misin, dedim? Sadece baktı, bu eminim anlamında bir bakış olsa gerekti. Ağzımdan çıkan ilk kelime bilmiyorum şeklinde olmuştu.(Neden bu kelime ile başladığımı biran düşünmek istedim. Kendime boş ver diye seslenerek devam ettim.) Ona sen bir su damlasısın ;lakin sen susar mısın,diye sual yöneltmiştim? Gülerek “elbette” dedi. İyi ben dünden susuzdum,diye karşılık verdim. Anlamadığını ifade eden bir bakış attı. Bekle anlatayım dedim. Bir yitik meselesidir bu dostum ,dememe kalmadı ki hemen sorusunu yapıştırdı: Dost muyuz? Ben ise değil miyiz diye seslendim. Küçük katre ise o zaman bir şartım var dedi. “Ne imiş o şart?” Benle dostsan aklınla sakın konuşma,yüreğinle konuş,kalbinle seslen dedi. Eğer akıl ile konuşursan çıkmaza gireriz. Oysa yüreğinle seslenirsen birbirimizi tamamlarız dedi,tekrar baştan başla diye tılsımlı bir sesle fısıldadı. Anlamıştım daha samimi olmamı istiyordu. Peki, dedim devam ettim.
Devamini Oku